Bu site 15.12.2005 tarihinden bugüne
182351
defa ziyaret edilmiş, sayfalar, forum bölümü hariç toplam 347907 defa görüntülenmiştir.
Hayatı ve Kişiliği
ATATÜRK'ÜN HAYATI
Atatürk, insanlık tarihinin yetiştirdiği en büyük kişilerden biridir. O, çökmüş bir imparatorluğun üzerinde, bütün Dünya' ya kafa tutmuş, tutsak edilmek istenen Türk Ulusu'nun, nasıl büyük bir Ulus olduğunu, bütün Uygar Dünya' ya göstermiş ve yepyeni bir devlet kurmuştur. Atatürk, Başkomutan, Mareşal, Cumhurbaşkanı, Devlet Adamı ve Devrimci olarak 20. yüzyılın en büyük kişisidir.
Atatürk, 1881 yılında Selanik'te Kasımiyye Mahallesi Islahhane caddesindeki evde doğdu. Kendine Mustafa adı verildi. Annesi Zübeyde Hanım'dır. Babası Ali Rıza Bey'dir. Ali Rıza Bey evkaf katipliği ile gümrük memurluğunda bulunmuş, daha sonra kereste ticaretiyle uğraşmıştır. Henüz küçük yaşta iken babası ölen Atatürk, annesi tarafından yetiştirilmiştir.
Atatürk, askeri okula girmek istiyordu. İçinde askerliğe karşı dayanılmaz bir istek vardı. Fakat annesi onun asker olmasını istemiyordu. Atatürk annesinden habersiz okulun sınavına girdi, kazandı; böylece, 1893 yılında Selanik Askeri Rüştiyesi'ne yazıldı.
Atatürk, bu okula arkadaşları arasında, üstün zekası ve yüksek yeteneği ile kendisini derhal tanıttı. O, en çok matematik derslerinde başarı gösteriyordu. Öğretmelerin kısa zamanda dikkatini çeken bu öğrenci, okulda sevilen ve sayılan biri olmuştu. Bazı öğretmenler kendisi ile arkadaş gibi ilgileniyordu. Bir gün matematik öğretmeni:"Oğlum, senin ismin Mustafa, benim de Mustafa; bu böyle olmayacak. Arada bir fark olmalı. Bundan sonra senin adın Mustafa Kemal olsun." dedi. Bunu okul kütüğüne de yazdırdı.
Atatürk askeri okulu üstün başarı ile bitirdikten sonra; Erkanı Harbiye'den 11 Ocak 1905 Kurmay Subay olarak mezun oldu. Atatürk daha sonra harp akademisindeyken bile ülkenin geleceği ve halkın sorunlarıyla ilgileniyordu. Subay olarak atandığı yerlerde hakla daha yakından konuşma şansı buldu. Arkadaşlarıyla Padişah ve taraflarının halka artık hizmet veremeyeceklerine karar verdiler.
Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz bütünüyle düşman işgali altına girmişti. Ordumuz dağıtılmış, silah ve cephaneye el konulmuştu, halk kaderine terk edilmişti. Atatürk Anadolu'ya geçip orada halkı savaşa hazırlamaktan başka bir şey kalmadığına inanıyordu. Atatürk çok güç şartlarda 19 Mayıs 1919 yılında Samsun'a geldi ve halkı savaşa hazırlamaya başlamıştı. Çalışmalarını haber alan padişah yanlıları onu İstanbul'a çağırdılar, Atatürk istifa ederek sivil hayata döndü. Amasya Genelgesiyle vatanın bölünemeyeceğini ilan edip, Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayıp ulusun ve vatanın kurtarılması için kesim kararlar aldı. Buradan Ankara'ya geçerek 23 Nisan 1920 tarihinde T.B.M.M. açarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini attı.
Ömrünün büyük kısmını asker olarak geçiren Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini kapadı.
ATANIN KİŞİLİĞİ
Atatürk, Osmanlı İmparatorluğunun çökme dönemine girmesiyle; düşmanlar tarafından işgal edilen vatan topraklarını; kurduğu milli ordularla kurtaran bir komutan, Türkiye Cumhuriyetini yenibaştan kuran hem de yaptığı inkılaplar ve koyduğu ilkelerle onu güçlü ve medeni bir ülke haline getiren devlet adamıdır. 1881 yılında Selanik'te doğan Atatürk; 10 Kasım 1938 yılında saat dokuzu beş geçe İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.
Bu eşsiz insan 57 yıllık ömrünün 30 yılını asker olarak ve bunun da uzun süresini cephelerde savaşarak geçirmiştir.
Atatürk; Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğunun yenilmesi ile işgal edilen vatan topraklarını düşmanlardan temizlemek için mücadeleye 19 Mayıs 1919 yılında Samsun'da başlamıştır. Padişah ve işgal hükümetlerinin tehdit ve baskılarına rağmen, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile de milli mücadeleye girmiştir. Daha sonra 23 Nisan 1920 günü Büyük Millet Meclisi'ni kurmuş, kendisi meclis başkanlığına getirilmiştir. Büyük Millet Meclisi'nin resmen kurulmasıyla da kurtuluş hareketi millete maledilmiş ve bu destekle düzenli ve eğitimli ordularla İnönü ve Sakarya savaşları kazanılmıştır. 30 Ağustos 1922'de Atatürk'ün başkomutanlığında büyük taarruzla düşman denize dökülmüştür. 29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edilmiş ve Büyük Millet Meclisi tarafından Atatürk kurtardığı vatanın ve kurduğu yeni Türk Devleti'nin ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Atatürk, bu mücadeleye başlarken ve eşi görülmeyen bu başarıya ulaşırken dayandığı esaslar şunlardır:
1. Uzun yıllar süren savaşlar ve yenilgiler sonunda kendisine güven duygusunu kaybeden topluma "Ne mutlu Türküm diyene" sözü ile her mücadelenin başarısında temel şartı olan kendine güven duygusunu geliştirmiştir. Günümüzde ve gelecekte de bizi yıkmak isteyenler yine önce kendine güven duygusunu yok etmeyi amaçlayacaklardır.
2. Atatürk bütün yokluklara rağmen "Ya istiklal ya ölüm" diyerek mücadelenin kararlığını ortaya koymuştur.
3. Kurduğu devletin ve koyduğu ilkelerin Dünya durdukça yaşayacağına inancını "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." sözleriyle belirtmiştir.
4. Türkiye en kısa zamanda "Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmalıdır." direktifiyle de milli hedef olarak batı medeniyetini göstermiştir.
ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR?
Atatürkçülük, Atatürk'ün görüş ve inkılapları ile ortaya koyduğu yepyeni bir düşünce sistemidir. Atatürk, Atatürkçülüğün tarifini yaparken taklitçiliği reddetmiş, tamamen milli değerlerimizi ve kendi imkanlarımızı kullanarak meselelerimize çare bulunmasını istemiş ve "Başka vücutlar için biçilmiş elbiseler bize uymaz." demiştir.
Atatürkçülük; bir toplumun süratle kalkınmasını, hamleler yapmasını amaçlayan bir fikir, ideoloji olup, çağdaş ve akılcıdır. Atatürkçülük gerçeğe ve ilme dayanır. Atatürkçülük; ölmez bir hedef, yükselen şeref, yaşayan ve sürekli hamleci olan bir güç demektir. Atatürkçülük hiçbir siyasi akım ve yabancı ideoloji ile bağdaşmaz.